Ana Sayfa >> Makaleler >> Köşe Yazıları >> İbrahim Bayraktar >> HABÎB-İ KARAMÂNÎ HAZRETLERİ VE ATKARACALAR

Makale İçeriği

Başlık: Bu Makaleyi E-mail Yoluyla GönderMakaleyi Yazdır HABÎB-İ KARAMÂNÎ HAZRETLERİ VE ATKARACALAR

HABÎB-İ KARAMÂNÎ HAZRETLERİ VE ATKARACALAR

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesinde Karacalar Köyü (şimdiki Atkaracalar İlçesi) ile bilgiler maalesef sıhhatli değildir. Çelebi, yazımıza konu olan Habîb-i Karamânî hakkında;

“Ve ziyâretgâh-ı Hazret-i Habib-i Karamanî (kaddesenallâhu bi-sırrıhi’l-azîz) Maskat-ı re’sleri Niğde kurbunda Ortaköy nâmın ortasında mütevellid olmuşlardır. Ebû’l-feth Mehemmed Han asrında merhûm olup bu Karacalar’da bir kubbe-i muhtasar içre medfûndur kim ziyâretgâh-ı hâs u âmdır. Mevtine târih, güfte-i Eflâtunzâde: 

“Kâle rûhu’l-Kuds ü fî târîhihî
İnne fi’l-cennâti me’vâ rûhihî” (sene (902). M. 1497)

Günümüz Türkçesi ile:

Hazret-i Habib-i Karamanî Ziyaret Yeri:

“Allah sırrını aziz etsin; doğum yerleri; Niğde yakınında Ortaköy adlı yerin ortasında dünyaya gelmişlerdir. Fâtih Sultan Mehmed Han devrinde vefat edip bu Karacalar’da küçük bir türbe içine gömülmüşlerdir ki bütün insanların ziyaret ettiği yerdir. Bu zât Bayramî (melâmî) tarikatındandı”. (Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, haz:Y.Dağlı, S.Ali Kahraman, YKY, 2. Cilt,İstanbul 2008, s.207.). 

Evliyâ Çelebi'nin bu kaydı, günümüzde devam etmekte olan yanlışların kaynağı olmuştur. Atkaracalar'ın merkezinde bulunan camide "YEDİLER" namıyla bilinen sandukalardan birinin Habîb-i Karamânî'ye ait olduğu şeklinde bir rivayet halen mevcuttur. 

Mesela, konuyla ilgili bir yazı yazmış olan aslen Atkaracalarlı Kazım Işık, şunları söylemektedir: 

"…Yapılan incelemelerden Hacı Bayram Veli hazretlerinin halifesi olan tariki Bayramiden Habibi Karamani hazretlerinin de Horasanlı olduğu rivayet edilmekte aynı tarihte Atkaracalara geldiği anlaşılmaktadır. 

Şimdi, Habibi Karamani hazretleri altı arkadaşıyla birlikte Atkaracalar içerisindeki Hamza Sultan Camii içerisinde yatmaktadır. “Yediler” namı ile anılmaktadırlar. Seyahatnamesinden Evliya Çelebinin Şeyh Habibi Karamani Hazretlerini de ziyaret ettiği ve bu zatların Fatih Sultan Mehmet zamanında defnedildiği anlaşılmaktadır.”
(bkz,: Kazım Işık,Anadolu’ya Nur Saçan Evliyalar, Şeyh Hamza Sultanı Pir Hazretleri ve Habibi Karamani Hazretleri, 9 sayfadan ibaret, tarihsiz broşür).





Kaynaklarda Habîb-i Karamânî hakkında yeterli bilgi ve belgeler mevcuttur. Bu belgeler ışığında Habîb-i Karamânî ve Atkaracalar'ın Hoşnanlar (Hoşlamlar,Hoşlambar) mevkiinde türbesi bulunan Hacı Hamza hakkında daha sağlıklı bilgilere ulaşmaya çalışacağız. 






                                                                                                                                                                             


HABÎB-İ KARAMÂNÎ'NİN HAYAT HİKAYESİ

Soyu baba tarafından Hz. Ömer'e, anne tarafından ise Hz. Ebûbekir'e dayanan Şeyh Habîb, Niğde yakınlarındaki Ortaköy kasabasında doğmuştur. Niğde’nin o dönemde Karaman’a bağlı olması sebebiyle "Karamânî" nisbesiyle anılmıştır. 

Habîb-i Karamânî'nin doğum tarihi tam olarak bilinmemektedir. Tahsilini tamamladıktan sonra, bir müddet müderrislik yaptığı söylenmektedir. Kendisiyle hacda görüşen Lâmiî Çelebi’nin Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî'ye intisap etmek üzere Şirvan'a giderken "Şerh-i akâid" okuduğudunu kaydetmesi, Habîb-i Karamânî'nin bâtınî ilimlerin yanında zâhirî ilimleri de tahsil etmiş olduğunu göstermektedir.
[1]

BİR GÜNDE HEDEFE VARIŞ

Habîb-i Karamânî, Şirvan''a vardığında şeyhin bazı müritleriyle karşılaşmış ve onlara "Şeyhiniz bana bir günde Mevlâmı gösterebilir mi?" sorusunu yöneltmiş; bu sorusu üzerine orada bulunan dervişler, bu soruya çok kızmışlardır. Hattâ Hamza adında bir derviş, ona şiddetli bir tokat atmıştır. Konu Yahyâ Şirvânî'ye intikal edince şeyh kendisini teselli ederek gönlünü almış; bir pencereyi göstererek orada durmasını ve gece rüyasında ne görürse kendisine anlatmasını istemiştir. Habîb-i Karamânî şeyhinin kendisine işaret ettiği yere gittikten sonra içinde bulunduğu hâlet-i ruhiyeyi "O geldi biz gittik." şeklinde ifâde etmiştir.

Şeyhinin yanında on iki yıl hizmet ettikten sonra icâzet alarak Anadolu'ya dönmüş; belirli bir yerde ikâmet etmeden Ankara, Karaman, Konya, Sivas, Kayseri, Aydın gibi muhtelif şehirleri dolaşmıştır.
[2]

Ankara'da kaldığı sürece Hacı Bayram-ı Velî hazretlerinin kabirlerini sık sık ziyaret etmiştir. Seyahatleri süresince Akşemseddîn(ö.1457) ile görüşerek sohbetlerinde bulunmuş; İbrâhîm Tennûrî (ö.1482), Emîr en-Nakşibendî'yi ziyaret emiş ve Mekke'de Abdu'l-mu'tî ez-Zeynî ile görüşmüştür. Kaynaklarda Şeyh Habîb’in üç kez hacca gittiği belirtilmektedir.


ŞEYH MUHİDDİN-İ YAVSİ (ö.1516) ve HABÎB-İ KARAMÂNÎ

Habîb-i Karamânî, İskilip'te Şeyh Muhiddin Yavsi [3] (ö.1516)''nın kızı, Ebussuûd Efendi (1490-1574)''nin kız kardeşi Rukiye Hatun ile evlenmiştir. İskilip'te cami, medrese, zâviye ve kütüphane yaptırmıştır. Kayınpederi Şeyh Muhiddin Yavsı ile aralarında çıkan bir anlaşmazlık yüzünden İskilip'ten ayrılıp Amasya'ya yerleşmiştir. Bu anlaşmazlığın sebebi konusunda tam bir açıklık olmamakla beraber Şeyh Yavsı'nın vakfını “evlâdiyelik” olarak kurması; Habîb-i Karamânî'nin ise "erbâbiye" olarak kurmasını istemesinden kaynaklandığı ifade edilmektedir. Habîb-i Karamânî halifesi Mudurnulu Dâvûd-ı Halvetî'nin aşağıdaki beyitleri, konuya dair ipuçları vermektedir:

“Sanma kim evlâd u ensâbı erüñ
Kim ola kâyim-makâmı serverüñ
Kim erüñ evlâdı olan mâlını
Yir ki mírâs yiyemez ahvâlini

Maè nisini kesb iden kâmil müríd
Yir ki oldur pes zamânında feríd
İşbu tertíb üzredür bu kâ’ide
Görelüm tertíbi k''ola fâyide” (656-659)
[4]

İSKİLİP’TE VAKIF ESERLERİ

Habîb-i Karamânî, İskilip'te cami, medrese, zâviye ve kütüphane gibi birçok vakıf kurmuştur. 1476'da yaptırıp vakfettiği Tabakhâne mahallesinde bulunan Şeyh Habîb Câmii bunların başında gelmektedir.

SON DURAK: AMASYA

Kayınpederi Şeyh Muhiddin Yavsı ile aralarındaki anlaşmazlık sonucu Şeyh Habîb-i Karamânî, Amasya’ya gitmiş, oraya yerleşerek irşad faaliyetlerini sürdürmüştür. Habîb-i Karamânî için 1485 tarihinde Mehmed Paşa tarafından bir tekke yaptırılmış ve vakıflar tahsis edilmiştir. Karamâni vefatına kadar bu tekkenin şeyhliğini yürütmüştür. Vefat tarihi H.902 (1496/97)'' dir. İnabetinden ölümüne kadar ayağını uzatıp yatmamıştır. Ölüm anında bile su dolu bir kaba dayanarak son nefesini vermiş olduğu rivayet edilmektedir. Şeyh Yahya’nın yanında 12 yıl hizmet görmüş, hilafet aldıktan sonra uzun yıllar Ankara’da kalmıştır. Daha sonra Akşemseddin’in yanına gitmiş, uzun süre hizmet ve sohbetinde bulunmuştur. 3 defa hacca gitmiştir. [5]

HABÎB-İ KARAMÂNÎ TÜRBESİ

Mehmed Paşa Camii’nin doğu tarafında aynı Paşaya ait türbenin bahçesinde özel bir bölümdedir. H.Hüsameddin burada yatan diğer şahsiyetlerin adlarını da vermektedir. [6] 



“Habib Karamânî Türbesi 

Mehmed Paşa Cami-i Şerîfinin şark tarafında kâ’in Mehmed Paşa türbesinin bağçesinde mevki’-i mahsûsdur. Orada kibâr-ı meşâyih-ı Halvetiyyeden eş-Şeyh Habib Karamânî ve yanında hulefâdan Seydî Ahmed Halife ve bunların garb tarafında eş-Şeyh Hasan Efendi ve bunun şimâlinde Mehmed Paşa mütevellisi Kurd Beg-zâde Mehmed Beğ medfûndurlar.” [7]

ESERLERİ

Habîb-i Karamânî'nin mensûr Kitâbu'n-Nasâyih ve manzûm Etvâr-ı Seb'a adlı iki eseri bilinmektedir. Kayıtlarda Etvâr-ı Seb'a olarak geçen eserin esas adı Risâle-i Makâmât-ı Sülûktur. Eser bir münâcât ile başlamakta, sülûk ve halvete dâir manzûmelerden sonra nefsin mertebelerini konu alan "etvâr-ı seb'a" ile devam etmektedir. 

Habîb-i Karamânî 902/1497'de Amasya'da vefat etmiştir. Kabri Mehmed Paşa İmareti içindedir.

HALİFELERİ

Habîb-i Karamânî'nin tarîkati halîfeleri vasıtasıyla İstanbul ve Anadolu'nun muhtelif şehirlerinde yaygınlaşmıştır. Şeyh Habîb'in Amasya'daki irşâd faaliyetleri kendisinden sonra Şeyh Seyidüddîn Ali Halvetî ve Hacı Hızır Efendi tarafından iki ayrı kol olarak devam etmiştir. Şeyhin İstanbul'da faaliyet gösteren bir diğer halîfesi de Nakkâş Babadır. Yine Habîb-i Karamânî'nin önemli halîfelerinden biri, Gülşen-i Tevhîd ü Tahkîk adlı eseri yazan Mudurnulu Dâvûd-ı Halvetî (ö.1507) ‘dir. 

                                                                                                                                                                             
[1] Bkz,: Lâmiî Çelebi, Nefahat Tercümesi, s. 577-578.

[2] Kaynaklarda Çankırı adı geçmemekle beraber, daha sonra görüleceği üzere en çok uğradığı yerlerden biridir. Bu sebeple Evliya Çelebi, türbesinin Karacalar’da olduğunu yazmıştır. Bu kayıt doğru değildir. Habîb-i Karamânî''nin kabri ile ilgili olarak Evliyâ Çelebi'nin "Karacalar'da bir kubbe-i muhtasar içre defn olunmuştur"ifadesinin yanlışlığı, Kamil Şahin tarafından "Evliyâ Çelebi'nin, Habîb Karamânî'nin türbesinin Çankırı'nın Kurşunlu kasabasının Karacalar köyünde olduğunu söylemesi yanlıştır" şeklinde vurgulanmıştır. (bkz.:Kamil Şahin, "Habîb Karamânî", D.İ.A., 14. Cilt, s.371.)

[3] Muhiddin Yavsi (ö.1516), meşhur Şeyhülislâm Ebussuud Efendi’nin babasıdır. Akşemseddin halifesi İbrâhim Tennûrî’ye intisapla ondan hilâfet almıştır. İskilip’te kendi yaptırdığı camiin bahçesinde gömülüdür.

[4] Abdülmecit İslamoğlu, Dâvud-ı Halvetî ve Gülşen-i Tevhid, AÜ.Sos. Bil. Ens. Basılmamış Doktora tezi, Ankara 2007 

[5] M. Cemaledddin el-Hulvî Lemezât, Haz: M.Serhan Tayşi, İstanbul 1993, s. 409- 410

[6] Abdi-zâde Hüseyin Hüsameddin, Amasya Tarihi, cilt I, Ankara-1986, s.157.

[7] Abdi-zâde Hüseyin Hüsameddin, age, cilt I, 

Bu bilgileri bizlerle paylaşan Sn. Hakkı DURAN'a teşekkür ediyorum.


Hit:  1226
İstatistik:  Puan: 0  Oy:0 (Rating Scale: 1 = Kötü, 10 = İyi)
Eklenme Tarihi:  29/09/2009
Yazar/Kaynak:  Hakkı DURAN
Yazar'a Ait E-mail/Website:  www.atkaracalar.com
Gönderen:  İbrahim Bayraktar
Yorumlar:  0 Yorum



Geri Dön
atkaracalar.com,net,org ® Yaşar BAYRAKTAR ve Onur ERÇELEN Copyright © |2003-2010|