Bi yorumumda bahsettiğim ve okunmasını tavsiye ettiğim kitap; Kuşatma 1453 'te Ali Haydar isminde genç bi yiğit var. İstanbul'un fethinde önemli rol üstlenen önde gelen isimlerin yanında yer alıyor. Ve bu kişi hakkında bilgi bulabilir miyiz diye çok merak ederek bu konuyu açıyorum. Gerekli ehemmiyeti gösterip güzel bilgiler toplayabilmeyi gerçekten ümit ediyorum.
Burda yer yer geçen bazı bölümleri yazmak istedim.
(sayfa 14) . . . . . . Delikanlı yirmi bir yaşında, uzun boylu, sevimli bir gençti.On iki yaşındayken azaplara keydedilmiş bir Türkmen çocuğuydu.Bugüne kadar gösterdiği yararlılıklarla gözlerini yaşartan önemli bir mevkii olan bayraktarlığa kadar yükselmişti.ÇANKIRILI ALİ HAYDAR dendi mi, neredeyse bölük reisi Tokatlı Mustafa kadar iyi tanınırdı.Henüz reisinden yirmi yaş genç olsa da usturuplu tavırlarıyla saygı toplardı.Bir seksen beşlik boyu veyüz civarındaki kilosuyla diğer azaplar arasında biraz ufak tefek kalsa da bunu kendine dert etmezdi.Çok cesurdu ve cesaretin saygı gördüğünü tam vaktinde öğrenmişti. . . . . . . . (sayfa 88) . . . . ÇANKIRILI ALİ HAYDAR ise, aylar süren kuşatma hazırlıklarından sonra bu son sevkiyat günlerinde iyiden iyie telaşlıydı. - Haydi be reisim! deyip duruyordu.Daha ne bekleriz.Başlasak ya . . . Hele bir başlayalım da görsünler bizimle uğraşmak, aramıza fitne sokup durmak, Müslümanlara zulmetmek ne demek . . . Reis gülerken soluklanarak: -Hele sakin ol çocuk.Harp hile olduğu kadar da sabırdır ve senin gibi sabırsızlar fazla yaşamazlar.ALİ HAYDAR, bir nara patlatarak, ağırlığı üç yüzkiloyu bulan güllelerden birini, diğerlerinin soluklandığı bir anda, tek başına bir yana yıkıverdi . . . . . . (sayfa 250) . . . . . ALİ, çok da uzak olmayan bir geçmişte karşılaştığı o ihtiyar keşişin, Marmara kıyısında bulduklarını söylediği insan yüzlü dev balığı hatırlatarak ürpermişti.O da ÇANKIRI'nın sert ikliminde, donmak üzere olan bir kurdu kanıyla besleyerek kurtaran abdalla ilgili bir öykü anlatmış, o arada da çorba kaselerini defalarca dolurup boşaltmışlardı.Günlerdir ilk defa karnını doyuruyor, bedeninde hissettiği enerjiyle canlandığını duyumsuyordu ALİ.
Saatler geçerken öyle iyi kaynaştılar ki gençler, Hasan: -Hücum sırasında hemen yanımda ol ALİ, dedi.
ALİ bunu neşeyle onaylarken, hiç beklemedikleri bir şey oldu.Kendi yaşlarında, yalnız tavırları ve etrafındaki heybetli adamlardan önemli biri olduğunu anladıkları bir delikanlı yanlarında belirmiş, bir kase çorba da kendisine istemişti.
SULTAN 2. MEHMET HAN'ın ta kendisiydi bu.Ayağa fırlayıp zırhının halka zincirli eteğinden öpmüşler ve diz kırarak huzurunda boyun bükmüşlerdi.Hatırlarını sorup cesaret ve başarı temenni ettikten sonra : -Ben de bir öykü anlatayım kardeşler, dedi MEHMET. . . . . . . . (sayfa 268) . . . . . . . . ALİ, sol baldırında inanılması güç bir acı hissetti.Başını eğip baktığında bir okun saplanmış olduğunu gördü.İşin kötü tarafı sol ayağı bir anda hissini kaybetmiş, bir sonraki basamağa basıp basmadığını anlamak için her seferinde gözüyle takip etmesi zorunlu olmuştu. -Vuruldum ULUBATLI, diye seslendi. -Mübarek olsun ÇANKIRILI, diyerek güldü öteki. ALİ, bu çocuğun soğukkanlı ve eğlenir görünen tavırlarına hayran olmadan edemiyordu. -Hele sabret ÇANKIRILI, şu anda çıktık çıktık, yoksa bu adamlar yeniden toparlanırlar. . . . .
ALİ ölmüyor surlara ilk çıkanlardan oluyor!!!! Koltuk değnekleriyle yeni başkentin sokaklarında arkadaşlarıyla o da yürüyor. Kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum. Gümüşhane'de olduğumdan büyük kütüphane vs. imkanım yok ama ilk fırsatta derin bi araştırma yapmayı düşünüyorum şehir kütüphanelerinde. Kimdir bu ÇANKIRILI . . . ??? |