
İSLÂM SELAMİ OĞUZ (1916-2003)
15.09.1916 yılında Çankırı/Atkaracalar’da doğdu. Demokrat Partinin kurulması ve çok partili dönemin başlangıcı ile birlikte siyasi atmosferin içinde yer alan İslam Selami Oğuz, 1946 yılında Demokrat Parti Kartal İlçe Teşkilatının kurulması çalışmalarında bulunmuş ve teşkilatın idare heyetinde görev almıştır. 1951-1960 yılları arasında iki dönem Maltepe Belediye Başkanlığı yapmış, 1961 ihtilaliyle birlikte Belediye Başkanlığı görevinden alınarak tutuklanmış ve Adnan Menderes ve arkadaşlarıyla birlikte Yassı ada’da idamla yargılanmıştır. Yargılama neticesinde üzerine atılı suçların tamamından beraat eden İslâm Selâmi Oğuz, 1964 yılında yapılan yerel seçimlerde tekrar belediye başkanlığına seçilerek toplam 3 dönem İstanbul-Maltepe Belediye Başkanlığı yapmıştır.
Feyzullah Efendi'den sonra Maltepe’ye hizmet eden ikinci Çankırı'lı olarak dikkatleri çekmektedir. Bugün Maltepe nüfusunun çoğunluğunun Çankırı''lılardan oluşmasında büyük emeği olan Selâmi Oğuz ismini yaşatabilmek adına halkın yoğun talebi üzerine Maltepe’ye bağlı “Selamet Mahallesi” isimli bir de mahalle kurulmuş, fakat daha sonra bu isim değiştirilerek Bağlarbaşı Mahallesi adına almıştır.
Uzun yıllar Maltepe’de ikamet eden Hüseyin Nihal Atsız, hatıralarında 1941–1942 yıllarında yaşadığı bir olayı anlatırken İslam Selami Oğuz’dan şöyle bahsetmektedir;
“O zaman Maltepe’de evlere su dağıtan tesisat yapılmamıştı. Sucular, mevcut üç dört çeşmeden yüklenerek evlere su taşırlardı. Bu işi meslek edinmiş dört beş kişi, müşterileri paylaşmışlardı ve her eve kaç günde bir su götürüleceğini bilirlerdi.
1941–1942 kışı sert geçti. Maltepe’nin eşekleri çok nazik olduğu için sucular böyle sert havalarda onları suya çıkarmazlardı. Haklı idiler, zira kendilerine sonsuz hizmetleri olan eşek hastalanıp ölürse onlara büyük bir darbe olurdu.
Böyle havalarda çeşmeden suyumuzu kendimiz getirir, fakat bu işi hava iyice karardıktan sonra yapardık. Herhalde herkesin gözü önünde, elimizde kovalarla çeşmeye gidip su taşımaktan sıkılıyorduk. Bu sıkılma belki ruhî bir dayanıksızlıktan belki de devletin haysiyetini düşünmekten doğuyordu. Birimiz resmî lisede, birimiz özel lisede öğretmendik. İki lise hocasının, İstanbul gibi bir manevî başkentte, kendi evlerine de olsa, sakalık yapması hoş değildi. Bilâl adında genç bir sucu ile bir su ittifakı yaptım. Cidden doğru ve namuslu bir insandı. Eski talebemden olan, Maltepe’nin dinamik Belediye Reisi “Selami Oğuz” evlere su getirinceye kadar bu ittifak aksamadan devam etti “
Maltepe'ye ilk şebeke suyunun gelmesi ve çağdaş kent yaşamına ait ilk adımların atılmasını sağlayan İslâm Selâmi Oğuz, 1968 yılında yapılan yerel seçimlerde belediye başkanlığı seçimini kaybetmiş olmasına rağmen faal siyasetten kopmayıp uzun yıllar çeşitli platformlarda siyasi hayatına devam etmiştir. 1983 yılında Anavatan Partisinin Kurulmasından sonra yapılan ilk yerel seçimlerde bu partiden İstanbul İl Genel Meclisi Üyesi olarak siyasi hayatına yeniden başlayan ve bu görevi sonraki dönemlerde de devam ettiren İslâm Selâmi Oğuz, 2003 yılında, 87 yaşında İstanbul’da vefat etmiştir. Kabri Yalova’dadır.
SELAMİ OĞUZ’UN KALEMİNDEN MALTEPE VE SİYASİ HAYATI İLE İLGİLİ HATIRALARI
Maltepe halkı, 1924 senesinde Lozan Antlaşması gereğince rahmetli Atatürk, İsmet Paşa ve Fethi Okyar zamanlarında Yunanistan’ın, Selanik, Drama ve Kavala şehirlerinde yaşayan Türklerin mübadil olarak getirilip yerleştirilmesinden teşekküldür. Maltepe’deki Rumlar da aynı antlaşma gereğince Yunanistan’a gönderilmişlerdir. Yunanistan’dan mübadil olarak getirilen vatandaşlar, oradaki arazi ve evlerine karşılık Maltepe’de bahçe ve tarla olacak yerlere yerleştirilmiştir. Hatta büyük bakkal sakinleri de bu mübadele ile gelip yerleşmişlerdir. Tüm mübadiller, Ata’yı ve arkadaşlarını minnet ve şükranla anmaktadırlar.
1946 senesinde Kartal’da Demokrat Parti İlçe Teşkilatı kurulmasından sonra, İlçe Teşkilatını Başkan, Pendik’ten rahmetli Hasan Akyüz, İdare Heyetini ise Hikmet Sürücü, Emin İkiışık, Orhan Maltepe, Kadri Evsen, Selim Erengil ve diğer arkadaşlarla birlikte oluşturduk. Bilahare Hasan Akyüz çekildi, onun çekilmesinden sonra ilçe başkanlığı görevi bana tevdi edildi. O devirde Kartal İlçesine bağlı 19 köyümüz vardı ve hiç birinde içecek su, yol, cami ve kanal mevcut değildi. 1950 yılında Ben, Sabri Taşkın, Orhan Maltepe ve Hikmet Sürücü il genel meclisine seçildik. Bu harap, bakımsız köylerimizin ana dertlerini gidermek için başta Kaymakam rahmetli Suat Etemoğlu, gece gündüz çalışarak Vilayet İl Meclisinden aldığımız yardımlarla ana dertleri olan su, yol davalarının halledilmesine çalıştık. O devirde il genel meclisi tarafından anakent belediyesi ile müşterek diğer belediyelere de yardımlar yapılırdı. Bu yardımlara Kartal, Maltepe, Pendik, Tuzla Belediyeleri de dahildi. Her ay İstanbul Valisi ve İl Genel Meclis Üyeleri ile birlikte köyleri dolaşır, mahallinde dertleri dinlerdik. Bir gün Kurt Doğmuş Köyleri civarına giderken Emirli Köyü''ne uğradık. Camisi vardı minaresi yoktu. Kavak ağacında ezan okunurdu. Diğer ilçe köyleri de aynı durumda idi. Kurt Doğmuşta konuşurken yaşlı bir nine çıktı. “Selâmi Bey, şu mikrofonu bana ver, -Kız oldum dört saatlik yoldan su taşıdım. Gelin oldum aynı, nine oldum aynı, palavrayı bırakında köyümüzün su derdini halledin,” dedi. Ben, kaymakama baktım. Kaymakam, köyün muhtarı Avni Özyurt’a emir verdi. Dernek toplandı ve suyun getirilmesi kararlaştırıldı. Bayındırlık Müdürlüğünden boru temin edilerek dört saatlik yoldan köyün içme suyu temin edildi. Allah rahmet etsin, bu kaymakamımızı her zaman takdirle anarım. Köylerin ana dertlerini halletmek ve beldeye hizmet için gece gündüz bizimle beraber çalışırdı.
Yollar yetersizdi, Başıböyük Muhtarı Yılmaz, Maltepe’ye kendi atı ile gelir, giderdi. Rahmetli Yayalan Köyü sakini Sabri Taşkınla beraber Vilayet Genel Meclisinde iken Köy Hizmetleri Müdürlüğünden bir yol yapım projesi geldi. Biz vilayette, mecliste gece gündüz takip ederek bu yolun Maltepe Rıhtımından, Atatürk Caddesinden Paşaköye kadar stabilize yol yapılmasını savunduk, Paşaköye kadar yol yapıldı. Ayrıca Başıböyük Muhtarı içme suyu için depo yapılmak üzere bize müracaat etti. Vilayet yardımı ile su Başıböyüğe de bağladı.
O devirde bütçesi müsait olan bir tek Kartal Belediyesi vardı. Maltepe, Pendik, Tuzla ve Küçükyalı Belediyelerine de il yardımı alırdık. Tuzla-Aydınlı, Tepeören, Kurt Köyü dahil Gebze’ye bağlı idi. Hepsi de İstanbul’a bağlanmak istiyorlardı bu amaçla İl Genel Meclisine müracaat ettiler. Biz de karar aldık. Fakat İzmit vermek istemiyordu. Beş belediye reisi devrin Başbakanı Rahmetli Adnan Menderes''e giderek köylerle Tuzla''nın İstanbul’a bağlanması için müracaat ettik ve bağlanma kararını aldık. Köy yollarının yapımı için çalıştık. Bütün bu ana dertlerin görülmesinde İstanbul Valileri de yardımlarını esirgemezlerdi.
Maltepe'ye gelince, Maltepe''nin de diğer köy ve beldeler gibi yolu, suyu ve kanalları yoktu. Belediye Reisi olduğumda ilk önce belediyenin bütçesini sordum. Sayın Raziye Hanım Belediye'nin eski muhasibi idi. Bütçe elli bin lirayı geçmiyordu. Bu bütçe ile ne yapacağımızı belediye meclisinde uzun uzun görüştük. O devirde Birinci Zıhlı Tugay mevcuttu. Bir iki ay sonra Tugaya üç belediye azamızla gittik. Bu acıklı durumu komutana da arz ettik. Gırayder ve Buldozer yalnızca askeriyede ve karayollarında vardı. Tayin edilen subaylar Maltepe’de boş ev bulamıyorlardı. Maaşları da azdı. Komutana subaylar dahi ev bulamıyorlar, bir kooperatif kurun biz de meclisten geçirelim, subaylar da ev sahibi olsun dedik.
Maltepe'nin hudutları içindeki tüm hazine ve özel idare mülkleri İstanbul Defterdarlık Dairesinde ihaleye çıkarılıyor ve satılıyordu. Bu devirde Karniğin Tuğla Harmanı olan Adatepe’nin tümünü Sayın Nazmi Duhanı yedi yüz liraya almıştı. Hanımı Atıfet Duhanı bu yerlerin bir kısmını okul, hastane, Kızılay gibi hayır müesseselerine bağışta bulundu. Havuzlar mevkii Ataköse oğullarına, Küçükyalı'da bulunan hazine arsaları Dilber Zadelere, Kartal hududunda bulunan Dragoz mevkiindeki dağın tümü, şimdiki top sahası olan büyük arsa da parti binası olarak bin lira bedel ile satılmıştı. Belediye avukatı Sayın Hasan Piker'i çağırdım;
—Maltepe’de bulunan hazine, evkaf ve özel idare arsa ve tarlaları satılıyor. Bunları önleyelim, gelecek nesiller Maltepe'de arsa bulamayacak, dedim.
Avukat Sayın Hasan Kamil Piker,
—Biz kanunen hazine mallarına el koyamayız, Defterdarlık ihale ile satış yapıyor, dedi.
5218 ve 2118 ve diğer gece kondu kanunlarını gözden geçirdik. Bu kanunlar Yapı Teşvik Kanunu idi. Kanunun ruhu, “bu arsalar hazineden alınır, vergi kıymeti fazla olanlar bu kanunun ruhuna göre satılır. Belediyeye irat kaydedilir. Vergi kıymeti harici olanlar da Maltepe hudutları içinde evsiz vatandaşlara dağıtılır” diyordu.
O devirde Belediyeye dilekçe ile müracaat eden beş bin kişi vardı. Bu kanunları meclisten geçirerek evi, arsası olmayan ve Maltepe’de oturan vatandaşlara kanunun ruhuna uyarak noter huzurunda kura ile on senede ödenmek üzere tevzi ettik. Bu Arsaların bir kısmı havuzlarda, bir kısmı çayırlar, Adatepe, Bağlarbaşı ve Cevizli hudutları içinde bulunuyordu. Adatepeyi bir parti kooperatif kurarak üç bin liraya almıştı. Havuzlar ve deniz kenarları da satılıyordu. Bu satışlara mani olarak halkın ihtiyacını karşılamak ve mesken buhranını önlemek için bir kısmını inşaat kooperatiflerine verdik. Vergi kıymeti yüksek olanları da belediyeye irat kaydederek belediyenin acil olan yol, su, kanal gibi umumi işlerine meclis ve encümen kararı ile bu kanunları tatbik ettik. Kurada çıkanlar memnun, çıkmayanlar müteessirdi. Zıhlı tugayda subaylar kooperatif kurmuştu. Onlara ve diğer kooperatiflere de bu kanunun ruhuna göre inşaat yapanlara tevzi ettik. Maltepe’de Emniyete ait tapulu bir bina yoktu. Eski Belediye binasının yanında bulunan belediye arsasına Emniyet Müdürlüğü ile dernek kurarak 25 bin liraya emniyet binası yaptık. Bugünkü gençlik stadyumunun yeri de belediyeye aitti. Bir parti, bina yapmak üzere bin liraya almıştı, onu da geri alarak bugünkü stadyumu yaptık. Ayrıca, Gençler Birliğini kurarak bir top sahası yaptık. Top sahasının bütün duvarlar taşları Allah razı olsun Birinci Tugay ve İkinci Tugay Komutanlığının yardımı ile yapılmıştır. 170 bin liraya çıkarmıştık. Onu da ben Yassı ada’ya alındığımda benden sonra gelen Belediye Reisi, Beden Terbiyesi Umum Müdürlüğü''ne satmış. Yıllar sonra Belediye ve Beden Terbiyesi arasında sağlanan anlaşma ile stadın geri alındığını ve Maltepe gençlerinin top oynayacakları sahalarına kavuştuğunu duyduğumda çok sevindim.
Benim teslim aldığımda elli bin lira olan belediye bütçesini bu arsaların satışı ile üç buçuk milyona çıkardık. Partiler, millet ıstırabından doğan ve beldeye hizmet için gelen müesseselerdir. Bu görevlere talip olanlar, gerek partide ve gerekse belediyelerde hizmet mukavelelerini belde sakinleri ile yaparlar.
O günlerde Maltepe''nin acil ihtiyacı su idi. Maltepe’nin suyu, 140 sene evvel Kazasker Feyzullah Efendi tarafından Kayış Dağından toprak künklerle getirilmişti. Biz bu içme suyunu İller Bankası eliyle ihale ettirerek, yeni su şebekesi döşeyip evlere bağlatarak yeniden Maltepe’ye kazandırdık. Ayrıca, Maltepe’nin tarihi çeşmelerine bu içilecek sudan bağlatarak sokak çeşmelerini de canlandırmış olduk. Maltepe’nin ana dertleri olan yol, kanal ve elektrik gibi ana ihtiyaçlara sarf ederek bütün su, kanal, elektrik ve yollarının yapılmasını sağladık. Bu Kanunları daha sonra aynı şekilde Kartal ve Pendik Belediyeleri de uyguladı.
Zamanla Maltepe ve civarı yeraltı suları ile idare edilemez hale geldi. Kartal'da su birliği kuruldu. Ömerli Barajının yapılması Hükümetçe ele alındı. Fakat projede yalnız Bostancı hududuna kadar yer verildiği, Darıca'ya kadar bizim beldelerin dahil edilmediğini haber aldık. Beş belediye reisi teyyare ile Ankara’ya giderek Hükümet Başkanımız Süleyman DEMİREL'e İlçelerin su sıkıntısını anlattık. Bizim de Ömerli Barajına dahil edilmemizi talep ettik. Bu talebimiz olumlu karşılandı ve Maltepe ile diğer belediyelerin de şebekeye dahil edilmeleri sağlandı.
Bir ara Kartal Belediyesi hariç ilçedeki bütün belediye teşkilatları kaldırıldı ve belde belediyeleri şube yapıldı. Tabii Maltepe Belediyesi de kaldırıldı. Maltepe'nin eski bir mazisi ve eski bir belediye teşkilatı mevcuttu. Bunun kaldırılması bizde ve belde sakinlerinde büyük üzüntü yarattı. İl Genel Meclisine gerek kendi üzüntümüzü gerekse halkın isteğini bildirerek Belediye Teşkilatının yeniden kurulmasını talep ettik. Fakat o devrin kaymakamı ve idare heyeti, Maltepe’nin Kartal’a yakın olması dolayısıyla aleyhte karar verdiler. İl Genel Meclisi Kararı üç sene Ankara'da bekledi. Devrin İçişleri Bakanlığı'na müracaat ederek Maltepe'nin acıklı durumunu yazdık ve kabul görerek Belediye Teşkilatı yeniden kuruldu.
Size olan bir vakıayı anlatayım;
1950 yılından evvel görev yapan ve bu beldeye hizmet edip ana dertlerinin giderilmesine çalışan eski belediye reislerinden Selahattin Bey, Faik Bey, Harun Tuna, İsmet Oran ile Selami Oğuz, Osman Tuna ve Sebahattin Temiz gibi tüm belediye reislerinin fotoğraflarını ailelerinden alarak gelecek nesillere tanıtmak amacıyla Maltepe Belediyesi Meclis Salonuna astırmıştım. 12 Eylül 1980 Sonrası Maltepe Belediyesi de diğer bir çok belediye gibi Şube Müdürlüğüne dönüştürülüp İstanbul Anakent Belediyesine bağlanınca buraya şube müdürü olarak atanan ve çok derin düşünen bu zat, Belediye Meclisinin duvarlarına astığımız, eski belediye reislerinin fotoğraflarını kaldırtarak, müruru zamana uğrayan evraklarla birlikte kâğıt fabrikasına gönderdiğini duyduğumda çok müteessir oldum. Bu yapılanlar tabiî ki ne beni ne de bana destek olan Maltepelileri etkiledi. Tam aksine halkla bütünleşmemizi sağladı. Aşağıda arz edeceğim olay, bu bütünleşmenin en güzel örneğidir.
5218–2118 sayılı kanunlar muvacehesinde evi, arsası olmayan vatandaşlara dağıttığımız arsaların bulunduğu bölgede bir mahalle kurulmuştu. Mahalle sakinleri kahvede otururken;
—Allah, belediyeden ve onun reisinden razı olsun. Bu mahallenin adını Selamet Mahallesi koyalım, diyerek bir istekte bulunmuşlar, mahalle sakinleri bu isteklerini o devrin meclisine getirdiler. Belediye meclisi kararı ile bugünkü Bağlarbaşı Mahallesinin ismini Selamet Mahallesi olarak uygun gördüler ve mahalleye Selamet Mahallesi levhası asıldı. On, onbeş sene bu isimle anılan beldenin ismi, benden sonra gelen Belediye Reisi tarafından Meclis kararı alınarak değiştirildi ve Bağlarbaşı Mahallesi ismini koydular. Selamet Mahallesi ismi kaldırılıp Bağlarbaşı Mahallesi adını taşıyan levhalar taktılar. Her ne kadar bugün Mahallede Bağlarbaşı ismini taşıyan levhalar olsa da belde sakinleri kendine hizmet eden kişileri unutmadı ve otuzbeş senedir bu isim mahalleden silinmiş olsa da hafızalardan silinmedi. Mahalle halkının dilinde bugün bile “Selamet” ismi dolaşmaya devam etmektedir.
1954 yılında seçim yapıldı. Ben bu devirde de Demokrat Parti Kartal İlçe Başkanı ve Maltepe Belediye Reisi idim. İstanbul'da 6 ıncı olarak Milletvekili yoklamalarını kazandım. On gün sonra Sayın Başbakana telgraf çekerek Milletvekili adaylığından istifa ettiğimi bildirdim. Rahmetli Adnan Menderes Ankara''ya çağırdı. Milletvekilliğini neden istemediğimi sordu.
—Sayın Başbakanım, siz bana 2000 lira maaş vereceksiniz. Ben, Ankara'da ev tutacağım. Verilen maaş benim seçmenlerimden gelen mektupların cevabını ödemez. Bırakında ben yolu olmayan, suyu olmayan, kanalı olmayan bu harap beldenin imarına çalışayım, dedim. İstifamı kabul etti.
Uzun seneler Kartal''da Demokrat Parti İlçe Başkanlığına ve İl Genel Meclisi üyeliğine seçildim. 1950 den 1960 yılına kadar Belediye Reisi ve İl Genel Meclis Üyesi olarak, hizmet ederken 1960 yılında ihtilal oldu. İhtilalde, Reisicumhur, Hükümet Reisi, Bakanlar ve Hükümet Erkânı Milletvekilleri, İlçe Başkanları ve parti mensupları ile birlikte iki ay Davutpaşa kışlasında, iki ay da Balmumcu’da kalarak Yassıadaya sevk edildik. Balmumcu komutanı çok iyi bir zattı, O, olmasa belki de yarı arkadaşımız kendi kendini öldürürdü. Çünkü ne ben, ne de arkadaşlarım Yassıada’ya gidinceye kadar ne için alındığımızı bilmiyorduk. Orada soruşturma kararları geldi. Adalet divanı soruşturma kurulunca hazırlanan layiha ve hakkımızdaki tutanaklar okundu. Öğrendik ki; Biz o devirde İlçe Başkanı olarak Topkapı'ya İsmet Paşayı taşlatmak için gitmişiz. Bunun için Savcılık idam istedi, iki sene idam cezası ile yargılandım. Ben, müdafaamda “Sayın İsmet Paşa, Allah rahmet etsin, Maltepe'deki yazlık evine gelir, orada komşu bulunduğumuzu, yollarını, suyunu belediyece temin ettiğimizi, kendisini ve ailesini çağırın, sorun böyle bir şey varsa idam edin" dedim. Çünkü ailenin soyuna güvencim vardı. Onları ve diğer vatandaşları şahit gösterdim. Bir şey bulamadılar. İdamlıktan yargılandığım davada beraat ettim.
Ayrıca Belediyedeki görevim sırasındaki mali ve idari işlerle ilgili ve tüm şahsi mülkümüzle ilgili 160 bin lira gayri meşru çıkarmışlardı. Soruşturma kurulları bu davaları salahiyet bakımından İstanbul Ağır Ceza Mahkemelerine sevk etti. İstanbul Ağır Ceza Mahkemelerinde 10 sene Belediye Reisliği zamanımda Encümen Meclisince alınan kararlar, gelir-gider ve şahsi tapuda kayıtlı gayrimenkullerim tetkik edilerek bu gayrimenkullerde gayri meşru arandı.
Mahkemede; Esenyurt’taki evi, rahmetli eşim Belediye Ebesi Melek Oğuz'la müşterek olarak bir şahıstan aldığımızı,
Adatepe’deki evi ve deniz kenarındaki altı gazino, üstü iki daire arkada üç katlı ev ve arsaları, o devirde milletvekili olan bir şahıstan ve karısı Saime''den aldığımızı,
Diğer bina ve arsaları, avukatım Sayın Mehmet Kavalı''dan aldığımızı ispat ettim.
Hatta çocuğum olmamasına rağmen, gayri meşru arama cetveline 65 bin lira çocuk bakımı yazmışlardı. O davada da bütün şahitler dinlendi, nüfusa soruldu. Benim avukatımdan evvel savcı beratımı istedi.
Bu davalar benim için mühimdi. Özellikle 160 bin lira gayri meşru kazanç, idamdan daha ağır geldi. Zira çocuğum yoktu, aile ve soyuma bırakacağım yalnız namusum ve bir de bu karardı. Onu da aldım, berat ettim. Fakat beş sene malımıza, gayrimenkullerimize sahip olamadık.
Gerek Maltepe Belediye hesaplarından ve gerekse tüm mülklerimden dolayı herhangi bir gayri meşru durum olmadığına kanaat getirilerek iadesine ve tedbirin kaldırılmasına karar verildi.
Dolayısıyla belediyedeki görevim sırasındaki iş ve işlemler ile kendime ait mal ve mülküm hakkında isnat edilen suçların hesabını Yassıada’da iki sene idamlıkla yargılanarak verdim. Beraat ettim ve geri geldim. 1964 yılında Adalet Parti listesinden yeniden Belediye Reisi seçildim. Hiç bir seçimde beni yalnız bırakmayan bütün Maltepelilere teşekkür ederim.
Yukarıda da bahsettiğim gibi 1950 den evvel eşim Melek Oğuz Maltepe Belediye ebesi idi, ben de zahire ticareti yapıyordum. Eşimle beraber 25 sene boyunca gece gündüz çalıştık. O devirde Maltepe Rıhtımında gazino ve üstü iki katlı daire, arkada iki evim, Esenyurt’ta altı dükkân, üstü iki katlı evim, Adatepe’de üç katlı evim mevcuttu. İl Genel Meclisinde, İlçe Başkanlığında, Belediye Reisliğinde geçen 25 sene zarfında elde ettiğim ve mahkemelerde bir bir hesabını verdiğim menkul ve gayrimenkullerim, ilk eşim Melek Oğuz’dan ayrıldıktan sonra gayrimeşru hailelerle elimden alındı. En son, ben avukatım diyen bir hanımla 2 sene evlilik yaptım. Bir kısmını da o götürdü. Şimdi emekli maaşımla, son eşimin ve kendimin nafakasını çıkarmaya çalışıyorum.
Bu vesile ile bizden hiçbir zaman yardımlarını esirgemeyen Hükümet erkânına, Maltepe’den Kartal-Pendik’e kadara sahil yolunun açılmasına büyük katkıları olan Nurettin Ok’la beraber Büyük Şehir Belediye Reisine,
O devrin kaymakamı Suat Etemoğlu'na ve Tugay mensuplarına,
Maltepe'nin nüfusu ve genişlemesinde ve inkişafında büyük hizmetleri olan eski belediye reislerine, 20 sene Kartal-Pendik İl Genel Meclisine seçilen ve beni Maltepe'den alıp il genel meclisine taşıyan Sayın Mehmet Gider ve arkadaşlarıma minnet ve şükran borçlarımı belirtir,
Ayrıca Yakacık, Şamandıra ve civar köylerinin tüm asfaltını Maltepe’ye kadar bağlayıp bu yolların bakımını üstendiği, geçmişteki çalışmalarımızı göz ardı etmeyerek bu köy yollarındaki bir köprüye adımızı vererek onura ettiği için de bugünkü Belediye Reisi Sayın Bahtiyar Uyanık ve kadirşinas belediye meclisine, beldem ve şahsım adına vicdani teşekkürlerimi arz ederim.
İslam Selami Oğuz Kartal-Maltepe Eski Belediye Reisi
|