Sayfa Başına Dön
Uyarı Sistemi
Makaleyi Yazan Makale İçeriği  
İbrahim Bayraktar
İbrahim Bayraktar
YÖNETİCİ
  • Üyelik tarihi : 08 Mayıs 2003 09:46:59
  • Adı Soyadı İbrahim Bayraktar  
  • Açtığı Konu : 88
  • Yazdığı Cevap : 1004
  • Puanı: 18706
  • Toplam Girişi: 16111
  • Ettiği teşekür
  • Edilen Teşekkür
  • Aktiflik:
  • Seviye:
  • Deneyim:
  • Başarı:
  •    
 
Gönderim Tarihi: 08 Haziran 2007 11:21:27
 Muharrem Kıcıman'la Söyleşi

Özgeçmişi 

1952 yılında Çankırı ili Kurşunlu ilçesi Atkaracalar bucağında doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Atkaracalarda lise öğrenimimi Çorum Öğretmen okulunda tamamladım. Mütakiben bir yıl Çankırı kurşunlu ilçesi Sivricek köyünde ilkokul öğretmenliği yaptım. Bu arada öğrenimimi sürdürdüğüm Gaziantep Üniversitesi Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümünden mezun oldum. Rize’de bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra, Çankırı ili Ovacık ilçesinde Ortaokul müdürlüğü yaptım. Askerlik görevimi 1976 yılında asteğmen olarak Erzincan’da yaptım. Atkaracalar ve Çavundur ortaokullarında matematik öğretmenliği yaptım. Son görev yerim olan Ankara Yıldırım Beyazıt Endüstri Meslek Lisesinde bir yıl öğretmenlik yaptım ve siyasi sebeplerden dolayı 80’li yılların başında istifa etmek zorunda kaldım. Bu arada Ankara Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisinde Elektrik mühendisliği bölümüne devam etim.
1982 yılında başladığım serbest ticarete tel sanayi başta olmak üzere değişik sektörlerde devam etmekteyim.

Sayın Muharrem KICIMAN, Çankırı Araştırmaları Sitesi Çankırı’nın yetişmiş ve öncü insanlarıyla mülakatlarına sizinle birlikte bir yenisini daha ekliyor. Bugüne kadar Çankırı Tarihine 100 Canlı Tanık Projemizle 70 yaş üzerindeki önde gelen hemşerilerimizden sayın Rahmi İnceler, Nurettin Ok, Nuri Çelik Yazıcıoğlu, Necati Asım Uslu, İhsan Gofuroğlu, Nevzat Ayaz, Necdet İPEK, Abdullah ÖZAY ile ve Sanatçılarımızdan sayın Turgay BAŞYAYLA, Ahmet Özcan GÜNEŞDOĞDU, Mahmut YİĞİTOĞLU ile mülakatlarımız oldu. Öncü işadamları serisinde ise siz ilk olacaksınız. Eminiz anlatacaklarınız Çankırılıların ufkunu açacak ve girişimci ruhunu tetikleyecektir. 

Sayın KICIMAN, çocukluğunuzdan, çocukluk döneminizdeki aile hayatınızdan, çevrenizden bahseder misiniz? 

Öncelikle bana böyle bir fırsat verdiğiniz için size teşekkür ederim. Şu an 50 yıl kadar öncesine yani 5-6 yaşlarıma dönüp ilk okula başladığım günleri hatırlayarak sözlerime başlamak istiyorum. 6 çocuğu olan fakir bir ailenin 3. çocuğu idim. Hem fakir hem de o günün şartları içinde kendisine bir çıkış yolu bulması imkansız bir ailenin çocukları olduğumuz için tek çaremiz okumaktı. Tabi ki bunları şimdi daha iyi anlayabiliyorum. Ya okuyacak yada köyde çobanlık yapacaktık. Her zaman rahmetle, şükranla ve minnetle andığım, okuyan tüm Atkaracalı gençlerin üzerinde hakkı bulunan eski belediye başkanımız Alı Akçaoğlu’nun ismini burada telaffuz etmem lazım. 1952 yılında imece usulü ile kasabamıza ortaokul yaptırmıştı. O zaman bir çok ilçede bile ortaokul yoktu. Eğer Atkaracalar’da ortaokul olmasaydı ben ve benim gibi fakir çocukların dışarıya giderek okuması imkansızdı. En kısa yoldan meslek edinerek geçimini sağlamaya başlaması gereken benim gibi insanların kaçınılmaz olarak gidecekleri adres meslek okullarıydı. Ben de öğretmen okulu sınavlarına girip kazandım. Yatılı okuyorduk ve tüm ihtiyaçlarımız devlet tarafından karşılanıyordu. Hayatımdaki ilk takım elbisemi devlet verdi. Bir çok yemeği ilk orada tattım. Karnıyarık, biber dolma... Kuru fasulye ile pirinç pilavının yanında bir de soğan olunca kendimizi saraylarda hissediyorduk. Okul bitti ve Kurşunlu’ya bağlı o zaman köy olan Sivricek’e tayin oldum. İlk maaşım 880 liraydı ve benim için çok büyük paraydı. Adeta harcamakla bitmiyordu. Tüm ailenin ihtiyaçlarını karşılamaya başladım. Fukaralık şartlarında bu ihtiyaçların da ne kadar az olduğunu bugün daha iyi anlıyorum. Öğretmenliğe başlamıştım ama yüksek okul bitirmek istiyordum. Yeniden imtihana girerek eğitim enstitüsünü kazandım. Matematik öğretmenliğini. O okul da yatılıydı. Okul bitti Rize’ye tayin oldum. Orada kız meslek lisesinde öğretmenlik yapmaya devam ederken niçin biraz daha okumayayım dedim ve tekrar üniversite okumak için çalışmaya başladım. Gündüz öğretmenlik gece ise öğrencilik yapabileceğim okul Ankara Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisi’ydi. Orayı kazandım. Tayinim de Ankara Yıldırım Beyazıt Lisesi’ne yapıldı. Gece gündüz koştururken sandığım gibi problemler sadece zamandan ve maddi şartlardan kaynaklanmadı, aynı zamanda hayati risk durumu ortaya çıktı. Yine direniyorsun elbette ama böyle bir çok problemle boğuşmak insanı yoruyor ve başka yol ve yöntemler üzerine düşünmeye başlıyorsun. Ama iş yok, sermaye yok, para yok. Bir gün bir beyaz kağıt aldım ve istifa dilekçemi yazdım. Okuldan dışarıya çıkarken ne yapabileceğim konusunda en ufak fikrim yoktu. Allah’a sığındım. Bize bu canı veren elbette rızkımızı da bir yerlerden verecekti. Kurdu kuşu rızkını bulduğuna göre biz de bulurduk inşallah. 

Kısa özgeçmişinizden gördüğümüz kadarıyla uzun süre öğretmenlik yapıyor ve sonra Mühendislik tahsil ediyorsunuz. Nihayetinde iş dünyasına atılıyor müteşebbis oluyorsunuz. Şimdi size yaptığınız işi değil de mesleğinizi sorsam kendinizi hangisine daha yakın görüyorsunuz; öğretmenliğe mi, mühendisliğe mi yoksa işadamlığına mı? 

Sanayici olmanın ülke, toplum adına avantajları var. Ülkenin yetişen genç insanlarına iş vermek, daha fazla insan çalıştırmak, üretmek, ülke ekonomisine katkıda bulunmak. Bunlar insana huzur veriyor, iyi bir iş yaptığını düşünüyorsun. Adını ilk dünya haritasında gördüğün ülkelere mal ihraç ediyorsun. Dünyayı dolaşıyor, her yerde bir Türk iş adamı olarak bağlantılar kuruyorsun. Ülkeni temsil ediyorsun. Elbette sıkıntısı derdi de çok. Hayatında düzen olmuyor. Her mesleğin iyi kötü yanları var. Önemli olan insanın mesleğiyle barışması. Ben öğretmenlikten de büyük mutluluk duymuştum. Bu ülkenin insanlarının yetişmesinde pay sahibi olmak hak sahibi olmak kutsal bir iş.

Muharrem bey, sizi ticari hayat sevk eden muharrik güç neydi? 

Babam ben çocukken hayvan alıp satardı yani celeplik yapardı. Beni de yanında çoban olarak götürürdü. İlkokul 5. sınıfta iken koyunların içinde kamyonun üzerinde kış mevsiminde İstanbul’a gitmiştim. İzmit, Zonguldak mezbahanelerinin etrafındaki otların üzerinde çok yattım. Babam bir kamyon kuzu alırdı. Ben onları gece otlatır, sabah 5 gibi kamyona yükletir, Ankara ya getirip komisyoncular vasıtasıyla satardım.Çok zor ve meşakkatli işti. Sonunda da zarar ettik derdi babam, o zaman işte kahrolurdum. Emeğimize acırdım. Meğer zarar etmezmişiz, babam aman okusun, aklını ticarete takmasın diye kar ettiğimizi benden gizlermiş. Daha sonraları bana anlatmıştı bunları. Babam bana erik, salatalık, elma, balık vs sattırırdı. Hiç unutamadığım kimi anılar karpuz ve kurbanlık satışlarımdan zihnime yerleşmiştir. Biraz taksi şoförlüğü de yaptım. Bütün bunlar ticaretle ilişkimi güçlendirdi, sanırım biraz da cesaret ve risk üstlenme kabiliyeti kazandırdı. 

Ticari çalışmalarınızdan biraz bahseder misiniz? Çankırı’da kurulu tesisleriniz mevcut mu? Çankırı’nın iktisadi hayatına katkılarınız ne yönde oldu? 

İnsan öncelikle kendi doğduğu topraklara çocukluğunun geçtiği yerlere borçlu olduğunu hissetmeli. Çankırı gibi geri kalmış yörelere, sanayi açısından cazip olmayan yerlere o yörenin insanından başkası yatırım yapmaz. Bu ticaretin kuralına da aykırı. Yatırımcının verimlilik, kar etme, ulaşıma yakın olma, alternatif üreticilere göre daha ucuza mal etme gibi öncelikleri vardır. Çankırı’da Türkiye ölçeğinde yatırımcıya hitap edecek hammadde yok, liman yok, ulaşım zor. Organize sanayi bölgesinin yeri çok yanlış seçilmiş. Böyle olunca bu yöreye gelecek yatırımcının kardan önce Çankırı’yı düşünerek hareket etmesi gerekir. Benim toprağıma katkım olsun, düşüncesi ancak yatırımcıyı çekebilir. Çankırı’da işsizlik var, hayat standartları düşük, geçim zor. Kanaatimce Çankırılı iş adamlarımız, zenginlerimiz ZEKATLARI kadar yatırım yapsalar hemşerilik borçlarını ödeseler Çankırı’ya, bence yeterli olur. Ayrıca Türkiye gibi geri kalmış ülkelerde sanayici büyük paralar kazanamaz. 50 yıllık bir sanayicinin tek kazancı yatırım yaptığı arsanın değerlenmesidir sadece. Çünkü her yıl kazandığını tesisini büyütmek için harcar. Evet bizim Korgun organize sanayi bölgesinde 50 kadar işçi çalıştıran ve üretiminin tamamına yakınını ihraç eden bir tesisimiz var. Yer seçimi bizim için de uygun değildi ama memleket aşkı sevdası bizi çok kar etmememize rağmen yedi yıldır o fabrikayı ayakta tutmaya, bunun şartlarını bulup buluşturmaya sevk etti. Orada şirketimizin bayrağının dalgalanması beni mutlu ediyor. Gönlüm arzu ediyor ki böyle yüzlerce tesis olsun Çankırı’nın il ve ilçelerinde, onlar da şerefle bayraklarını dalgalandırsınlar. 

Belirgin bir “Çankırılı işadamı” tipi mevcut mudur? Yani gözlemlerinizden, yada size yaklaşımlardan anladığınız kadarıyla örneğin Kayserili işadamının kendine has vasıfları olduğu gibi Çankırılı işadamları için de ayırıcı vasıflar var mıdır? 

Çankırı insanı gerçekten çok garip, fakir yetişmiş. Başarılı olanlar genellikle bunu tırnaklarıyla kazıyarak bir yerlere gelmeye borçlular. Fukaralıkla gurbete çıkmışlar, 30-40 yıl mücadeleden sonra maddi manevi kazançlar edinmişler. Kendisine kurulu düzen kalan iş adamı yok. Ne yaptılarsa kendileri yapmışlar. Bunu biraz da can havliyle yapmışlar. Çünkü başarısızlığı hayatları kaldıramaz, başarısız olduğun zaman çöker gidersin. Başını kurtaracaksın, ama mutlaka kurtaracaksın. İnsanın aklında başka çare olunca bu kadar çırpınmaz, bu kadar koşturmaz. Böyle zorlu işlerle, kıyasıya bir mücadeleyle, her şeylerini riske ederek ayakta kalmaya çalışan insanlarımız Çankırı’ya düşünmeye de pek vakit bulamamışlar. Ama bugünün şartlarında belli bir yerlere gelmiş olanların, yaşı bize yakın olanların, para kazanmaktan çok Çankırı’ya hizmet olsun diye, kendi canlarını da acıtmayacak sermayeler koymaları iyi olur diye düşünüyorum. Bu vesileyle burada anlatmaya çalıştığım tarife uyan Çankırı’lı iş adamlarına sesleniyorum. Hepimiz günü geldiğinde bir kefenle gideceğiz. Malın da mülkün de emanetçisiyiz. O zaman bu emaneti toprağımızla, coğrafyamızla, insanımızla paylaşalım. Doğduğumuz yerde sadece mezarımız olmasın, aynı zamanda bizi hayır dua ile anacak olanların hayatlarını daha iyi şartlarda sürdürdüğü tesislerimiz olsun. Sadece fabrikaya değil, fabrikayla birlikte dayanışmaya, kardeşliğe, yakınlığa yatırımda bulunalım. Eğer bu yüzden biraz sermaye kaybedeceksek kaybedelim. Kaybedelim ve yeniden deneyelim. İnsanın iş hayatında kazandığı en büyük zenginlik tecrübedir. Onu işte insan kaybetmez. Gidersin, sıfır noktasından yeniden başlarsın, yeniden ayağa kalkarsın. İkinci dünya savaşında yıkılan Almanya bugün dünyanın en zenginleri arasında. Bombalar fabrikalarını yıktı, yollarını tahrip etti, ama asıl tecrübeyi, o insani birikimi ortadan kaldıramadı. Almanya’yı da Almanya yapan bu oldu. Bunu unutmayalım.

Memleketimizin bir gerçeği yetişen fertler hep dışarı gitmektedirler. Kimileri kariyer, kimileri de sizin gibi yatırımlar yapmakta, iş dünyasına atılmaktadırlar. Peki yetişen insanların Çankırı’ya fayda olarak geri dönüşümünü nasıl buluyorsunuz? Şöyle ki yetişen bir ilim adamı araştırmaları arasına bir tanede Çankırı konusu koyabiliyor mu, iş adamı bir fabrikada veya tesis de Çankırı’ya açabiliyor mu, bir bürokrat yetkileri dahilinde Çankırı’ya yatırımı kaydırabiliyor mu vs. Sizin bu konuda ki gözlemleriniz nelerdir? 

Çankırı çok çeşitli sektörlerde insan yetiştirememiş. Önünde çok farklı seçenekleri olmamış. Ya okuyup bir meslek sahibi olmak yada bir yerlerde işe girip çalışmak, iki temel seçenek bu. Cebine çok büyük paralar koyup gurbete ticaret yapacağım diye giden hiç olmamış. Bürokrat, arkasında bir destek olmadan kendi gayretleriyle bir yerlere gelebilmiş.Yani ne ticarette nede bürokraside kimse kimsenin elinden tutup bir yerlere getirme gayreti içinde olmamış. Herkes gemisini kurtaran kaptan misali başını kurtarmaya bakmış. Hayat insanlarımızı doğduğu yerlerden koparmış. Çokları sılayı rahim bile yapamamış. Öyle insanlarımız var ki doğduğu yerlere bile hiç uğramamış, köyünü bile unutmuş. Bizim Cumhuriyetten bu yana birkaç bakanlık yapmış büyüklerimiz olmuş. Onlar da günün şartlarına göre ellerinden geleni yapma gayreti içinde olmuşlar. Öyle çok üst düzeyde bürokratlarımız pek olmamış. Müsteşarlarımız, genel müdürlerimiz parmaklarımızın sayısı kadar az. Ayrıca devlete iş yapıp zengin olan holdinglerimiz de olmamış. Çankırılı okumuş devlet memuru olmuş, askerlik yapmış, vergisini ödemiş. Yani sadece vatandaşlık görevini en güzel şekilde yapmış. Devletine, kanunlarına bayrağına sadık insan olarak kalmış. Müteşebbis ruhu gelişmemiş. Çok ortaklı şirketler kurulamamış. Birkaç girişimde bulunulmuş ama başarılı olunamamış. Çankırı için başta Valilerimizin önderliğinde Çankırı’nın kalkınması için çok toplantılar yapıldı bazılarında benim de sert eleştirilerim oldu. Ama hepsi orda kaldı. İnsanların içinde, gönlünde birlik olmayınca girişimleri ayakta tutmak mümkün olmuyor. Benim de içinde bulunduğum Çankırı holding amatörce işletildiği için başarılı olamadı. Profesyonelce işletilseydi beklide Çankırı’nın kalkınmasına gelişmesine öncülük edebilirdi.

İnternette hakkınızda arama yaparken NTVMSNBC sitesinde şu bilgiye ulaştım:
“ntvmsnbc 

Yerel Televizyonlar Birliği, Türk halkının en başarılı bulduğu kişileri belirledi. Türkiye genelinde 500 ismin tespit edildiği projenin ödül töreni, 23 Aralık 2001 

Çankırı- Best FM- Muharrem Kıcıman: İşadamı. Bir çok öğrenciye sağladığı sayısız burslar ve yaptığı sosyal yardımlar nedeniyle” 

Haber metninde sizin başarılı hayır çalışmalarınızdan, özellikle burslardan bahsediliyor. Bu sosyal çalışmalarınızdan biraz bahseder misiniz? 

Bu ödül beni ziyadesiyle mutlu etti. Çokta heyecanlandırdı. Tüm örgenciliğimde çok maddi sıkıntı çektim. Hala onun ezikliğini hissederim. Öğrenciliğimde bir pastaneye oturup bir dilim yaş pasta yiyemedim. Allah bana daha sonra bu imkanları verdi, ben de bunu okuyan ihtiyacı olan öğrencilerle paylaşmak istedim. Belki büyük paralar değil ama bir cep harçlığı olsun vererek öğrencilere destek olmaya, onları mutlu etmeye çalışıyorum. İmkanı olan herkesin bu mutluluğu tatmasını yavrularımızın hayır dualarını almasını isterim. Bu tür desteklerini esirgemeyen tüm hemşerilerime de teşekkür ederim. 

Sayın KICIMAN, sizi politika sahnesinde de gördük. Siyasetteki ilgi düzeyiniz nedir? 

Gençliğimden bu yana siyaseti önemli görürüm, ülkenin, milletin kaderinin değiştirilmesinde, büyük işler yapılmasında en önemli araç olarak değerlendiririm. 25 yıllık ticaret hayatımda hemen hemen tüm dünyayı gezdim. Bu dönemde çeşitli birikimlerim tecrübelerim oldu. Bunları memleketimizin kalkınması için sunmak istedim. Bu nedenle 1998 yılında aktif siyasete girdim. Seçilip seçilmemek nasip meselesi, ama daha da önemlisi fikirlerinizi ortaya koymanız, iletmeniz, insanlarla aynı duyguları, heyecanları, aklı paylaşmanız. Ben birikimlerimi anlatmaya, Çankırı ve Türkiye için önemli gördüklerimi konuşmaya devam edeceğim. Bu bir hizmet. Bu hizmetin Mecliste verilmesi elbette daha etkili olur. Bizim davamız fikrin, imanın, inancın davası. Bizim davamız ekmek davası, aş davası, yoksullukla fukaralıkla mücadele davası. Ben bu mücadeleyi sürdürmeye mecburum. Elbette devam edeceğim.

Milletvekili adayı olmuştunuz, seçilemediniz belki ama seçilseydiniz neler yapmayı planlıyordunuz. Sizce Çankırı’nın bugünkü çözüm bekleyen acil ve önemli konular nelerdir ve sizce bu sorunların çözümü var mıdır? 

Millet vekilliği hem çok kolay hem çok zor bir iş. Hele Çankırı gibi hem geri kalmış hem de küçük yörelerde işsizliğin çok olduğu yerlerde bu daha fazla böyle. Bu güne kadar vekillik yapan değerli büyüklerimiz Çankırı için çok iş yapma gayreti içinde oldular. Her şeyden önce Çankırı’ya faydalı olabilmek için mutlaka üst düzey siyasetçilerimize ve bürokratlarımıza ihtiyaç var. Çankırı’nın ihtiyaçları belli. İmkanları sınırlı. Birincisi Çankırı bir üniversite şehri olabilir. Ilgaz kış turizmine açılabilir. Dünyanın en güzel kayak tesisleri burada yapılabilir. Programdaki iki tane organize sanayi bölgesi (Çerkeş ve Şabanözü) faaliyete geçirilip küçük ölçekli de olsa yatırımcı getirmek için gayret edilir. Korgun organize sanayi daha cazip hale getirilebilir. Doluluk sağlanabilir. hayvancılıkla ilgili yeni projeler geliştirilebilir, hayvancılık cazip hale getirilebilir. Çerkeş entegre tesisleri tam randımanlı çalıştırılabilir. Besicilik özendirilebilir. Kızılırmak’ta çeltik üretimine ağırlık verilebilir. Eldivan dünyanın kiraz cenneti olabilir. En önemli ihtiyacımız bu işleri görecek müteşebbislerin varlığı. Müteşebbis millete önderlik etmeli. Halka kanun, mevzuat, kredi imkanları hakkında doğru bilgi verilmeli. Teşviklerden istifade etmesi sağlanmalı. Geri kalmış yöreler için tüm Türkiye çapında geliştirilecek teşvikler uygulanırken Çankırı da bundan payını almalı. Çankırı dünya tuz merkezi olabilir. MKE tesislerinde üretim çeşitlendirilip kapasite artırılmalı. Çankırı gibi geri kalmış yörelerde en azından belli bir süre sıfır vergi, sıfır sigorta, muhtasar uygulanmalı, böylelikle yatırımcı için cazip hale getirilmeli. Bu tedbirler alınmazsa, Çankırı gibi yerlere ancak Ankara ve Düzce de fabrika yapacak yer kalmazsa, o zaman belki yatırımcı gelir. Onu da belki torunlarımız görür. Çankırı’ya mutlaka büyük bir askeri birlik nakledilmeli. Bu ordu düzeyinde de olabilir. Çankırı merkezde hava kirliliği giderilmeli, il merkezinde ve tüm ilçelerde içme sularına kalıcı çözüm bulunmalı. Sulu tarıma elverişli yerler geliştirilmeli. Çankırı mutlaka ağaçlandırılmalı. Buralar kırsal kesim görüntüsünden kurtarılmalı. Her şeyden önce genç kızlarımıza işi imkanları yaratılmalı, bu manada el dokumacılığı, halıcılık desteklenmeli. Meslek kursları açılmalı. Dil kursuları açılıp gençlerimize mutlaka yabancı dil öğretilmeli. Çankırı da nüfus oranına göre çok fazla küçük esnaf var. Bunlar sırf gurbete göçü önlemek gençleri aileler yanlarında tutabilmek için açılmış yerler. Biliyorum, bir çoğu zor durumda, kirasını bile ödeyemez halde. Bu tür esnafımıza destek olunmalı. Çankırı’ya büyük süpermarket açılmasına izin verilmemeli.

Sayın Muharrem KICIMAN, son olarak sormak istiyorum, Çankırı’nın kalkınması için bizden olan işadamlarının birlikteliği ve ortak projeler hazırlaması yürütmesi için neler yapılabilir. Mesela bir Çankırı Holding yeterli mi sizce daha neler yapılabilir. 

Her şeyden önce Çankırı’da bir işci olsun çalıştıran, bir kişiye ekmek veren herkese buradan sizin aracılığınızla çok teşekkür ederim. Yukarıda da bahsettiğim gibi mevcut şartlarda Çankırı’ya Çankırılı olmayan yatırımcıyı getirmek kolay değil. Şartları değiştirirsin, gelir, o ayrı. Mevcut şartlarda iş öncelikle Çankırı’lı iş adamlarına düşüyor. Onlar öncülük edecek, onların açtığı yoldan başka yatırımcılar da gelecek. Ben inanıyorum ki o zaman ilk kazmayı vuran, ilk yatırımı yapanlar da büyük kazançlar elde ederler. Çünkü yapılan her yatırım bir öncekinin değerini de artıracaktır. Bu bir zincir, bunu görmek lazım. Bugün için cazip görünen alanlar, kış turizmi için Ilgaz kayak tesisleri. Burası geliştirilebilir. Mutlaka kooperatifler kurulmalı, et ve süt inekçiliği desteklenmeli. Koyunculuk için ırk ıslah edilmeli, daha verimli türler yetiştirilmeli. Önemli olan şu: Çankırı’ya baktığımızda elli sene sonrasını görelim, elli sene sonrasını planlayalım. Elli sene sonrasını görebiliyorsak o zaman hangi yatırımları yapacağımızı da öngörebiliriz. Dünyayı düşüneceğiz, Türkiye’yi düşüneceğiz, Çankırı dünyada ve Türkiye’de ne yapabilir bunu düşüneceğiz. Ufkumuzu daraltmayalım.

Bizim sormayı ihmal ettiğimiz veya sizin bahsetmek istediğiniz bir konu varsa buyrun. 

Sözlerimin bütün amacı Çankırı iyi olsun, Çankırılı hemşerilerim iyi şartlarda yaşasınlar, kaygısına, inancına yöneliktir. Bunu sağlamanın en önemli yolu eleştiri. Geçmişi eleştireceğiz ki gelecekte daha az hata yapalım. Eleştiriden de korkmayalım, kırılmayalım. Bunlar benim düşüncelerim, takdir herkesin. Bu vesileyle yüce Allah’tan Çankırılı hemşerilerime sağlık, mutluluk, huzur, refah diliyorum. 

Sayın Muharrem KICIMAN, vakit ayırdığınız, engin hayat tecrübenizden istifade etmemize imkan verdiğiniz için teşekkür ederiz. 

Ahmet GÜLŞEN

“Bir neslin kaderini, bir evvelki nesil tayin eder.” Yazı ve konuşmalarımızda Türkçe terimler kullanarak çocuklarımıza iyi örnek olalım. (İbrahim BAYRAKTAR)
1793 Defa Okundu.
Paylas
Yorumu Yazan Yorum İçeriği  
...... .....
doru
YENİ ÜYE
  • Üyelik tarihi : 23 Mayıs 2008 13:59:28
  • Adı Soyadı ...... .....  
  • Açtığı Konu : 3
  • Yazdığı Cevap : 49
  • Puanı: 545
  • Toplam Girişi: 0
  • Ettiği teşekür
  • Edilen Teşekkür
  • Aktiflik:
  • Seviye:
  • Deneyim:
  • Başarı:
  •    
 
Gönderim Tarihi: 17 Temmuz 2008 20:24:45
 Yorumu
sevgili abimiz şimdiye kadar atkaracalar için ne gibi yatırımlar yapmış,yada atkaracalarlılara ne gibi yardımda bulunmus,burda pek bahsedilmemiş atlanmış galiba. yapmış,yanlış anlamayın bilmediğimden soruyorum
.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-

Yorum Yaz

Giriş Yap  

Copyright Onur ERÇELEN & Yaşar BAYRAKTAR

Bu sayfa 0.06 saniyede yüklendi